Berlin Gezilecek Yerler

Almanya’nın başkenti ve ülkenin en büyük şehri olan berlin aynı zamanda siyasetin, kültürün, medyanın ve bilimin de merkezidir.  UNESCO Dünya Kültür Mirasları Listesi’nde yer alan “Müzeler Adası” çevresinde yoğunlaşan yüzlerce galeri, etkinlik ve müzeyi kapsarken aynı zamanda dünyaca ünlü Berlin Operası ve Berlin Flarmoni Orkestrası’na ev sahipliği yapar.

Kültürel özellikleriyle dikkat çeken Berlin 1871 yılında Alman İmparatorluğu’nun başkenti haline gelse de İkinci Dünya Savaşı’nda tamamen yıkılmasına rağmen yeniden inşa edilmesi ülkenin ekonomik ve kültürel önemini sürdürmesini sağlamıştır. Berlin yeni ve klasik mimarisi, renkli eğlence hayatı, alışveriş ve çok çeşitli kültür kurumlarıyla ziyaretçilerini dinamik bir karışım sunar.

Brandenburg Kapısı

1791’de Kral 2. Frederick Wilhelm için inşa edilmiş olup Atina’daki Akropolis’ten esinlenilmiştir. Kentin en çok bilinen anıtı olan Brandenburg Kapısı’nda altı büyük sütun vardır. Her iki tarafta da beş geçit oluşturur ve binalardan ikisi muhafızlar tarafından kullanılır. Brandenburg Kapısı sembolik olarak öneme sahip olduğundan Bill Clinton ve Barrack Obama gibi liderler tarafından da ziyaret edilmiştir.

Müzeler Adası

Spree Nehri ve Kupfergraben arasında, 400 metre uzunluğunda bir kanal olan Müzeler Adası (Museumsinsel) eski Berlin’in önemli bir turistik merkezidir. 1830’da inşa edilen Altes Müzesi de dahil olmak üzere şehrin en eski ve önemli müzeleri burada kurulmuştur. Daha sonra 1855 yılında Neuses Müzesi, 1876’da Ulusal Galeri ve 1904’te Bode Müzesi’nin de eklenmesiyle şehrin en iyi koleksiyonuna sahip olma özelliğini kazanmıştır. Burayı ziyaret ettiğinizde zaman yeterisizliğinden yalnızca bir iki müzeyi görebilecekseniz bunlardan birinin bütün parçalarının Türkiye’den getirildiği Bergama Müzesi olmasına dikkat edin. Sanat severler için ayrıca 19. yüzyıldan kalma tablo koleksiyonlarıyla Eski Ulusal Sanat Müzesi bulunur.

Berlin Duvarı Anıtı ve Checkpoint Charlie

Berlin Duvarı’nın tarihi 1961 yılında doğudan batıya doğru göç eden mültecileri durdurmak için Doğu Almanya kentin doğusunu kapatmasına dayanır. 1989 yılında yıkılan dört metre yüksekliğindeki duvar 155 kilometre uzatılmış, 55 caddeyi ayırmış ve 293 gözlem kulesiyle  57 sığınak barındırıyordu. Bugün graffittilerle kaplanmış bir şekilde, bir zamanlar Avrupa’yı bölen düşmanlığın bir hatırlatıcısı ve Berlin Duvarı Anıtı’nın 1.4 km’lik bir parçası kalmıştır. Berlin Duvarı’nın sayıları 1.5 milyonu bulan mağdurlarına ilişkin sergileri ve Marienfelde Mülteci Merkezi Müzesi de bu bölgede yer alır. Bununla birlikte uvarın kalıntıları arasında manzaralı bir alanda  bulunan Checkpoint Charlie; Doğu ve Batı Berlin arasındaki bilinen en iyi geçiş noktasını ve insan hakları tarihini eserleriyle sergilemektedir.

Charlottenburg Sarayı ve Parkı

Berlin’in en eski ve en büyük Prusya yapısı olan ve 17. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş olan sarayı uzun süre Almanya’nın en önemli yapısı olmuştu. Saraydaki bir tur programında Devlet Daireleri ve Zengin İngiliz Asillerinin konutları ziyaret ediliyor. Frederick’in yatak odasından Prus Kralları’nın toplantı odalarının görkemini orjinal mobilyaları ve tablolarıyla birlikte görebilirsiniz. Sarayda Almanya’nın en önemli porselen koleksiyonlarından biri de çeşitli değerli eşyalarla birlikte sergilemektedir. 1697’den kalma Saray Parkı ve 1788 yılında Napoliten tarzda inşa edilmiş olan Yeni Pavilion da kampüs içinde yer almaktadır. Saraya uğrarsanız Brandenburg Heykeli ile Kraliyet Mezarlığı’nı görmeyi unutmayın.

Unter den Linden Caddesi

Berlin’in en ünlü caddesi olan Unter den Linden yüzyıllar boyunca hem yerli halkın hem turistlerin yoğunlukla kullandığı bir cadde oldu. Yaklaşık 1400 metre uzunluğundaki bu cadde ilk defa 1573’te avlanmak üzere yola çıkanlar tarafından kullanıldı. Bugün iki şerit araç trafiği ve geniş bir yaya bölgesine sahip olan caddede Berlin’in hareketli yaşantısına katılabilir; Opera Binası ve St. Hedwig Katedrali’ne uğrayabilirsiniz.

Gendarmenmarkt Meydanı

Berlin’in en büyük meydanlarından biri olan Gendarmenmarkt; kentin en güzel köşelerinden birini oluşturan Konzerthaus, Fransız Katedrali ve Berlin Katedrali olmak üzere üç önemli tarihi binayı barındırır. 17. yüzyıldan beri var olan ve Jandarma birlikleri tarafından kurulan bu meydan gece ve gündüz şehrin en popüler yerlerinden biridir. 1821 yılında kurulan Konzerthaus Tiyatrosu uzun zamandan beri Berlin’in en önemli tiyatrolarından biridir. Bununla birlikte Konzerthausorchester Berlin ülkenin en popüler senfoni orkestralarından biridir. Kışın ziyaret ediyorsanız ziyaretinizi Noel Pazarı ile aynı zamana denk getirmeyi deneyebilirsiniz.

Reichstag

1871’de Versay’ın Aynalı Salonu’nda Alman İmparatorluğu’nun ilan edilmesi ile Berlin İmparatorluğun başkenti oldu ve hükümete ev sahipliği yapması için daha büyük, daha prestijli bir binaya ihtiyaç duydu. Yeni dönem bir Rönesans sarayı olan Reichstag’ın temeli İmparator tarafından 1884’te atıldı ve inşası on yıl sürdü. 1933 yılında yandıktan sonra 1970 yılında yeniden inşa edildi. Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesiyle hükümet merkezinin Bonn’dan Berlin’e taşınması söz konusu olduğunda 1990’lı yılların sonunda kapsamlı bir restorasyon çalışması yapıldı. Burayı ziyaret ederseniz camdan yapılmış olan ve özellikle de geceleri şehrin muhteşem manzaralarını sunan Kuppel’de yemek yiyebilirsiniz. Müze için bilet alınmalıdır ve ücretsiz İngilizce sesli kılavuzları mevcuttur.

Kaiser Wilhelm Anıt Kilisesi

Berlin’in en ilginç simgelerinden biri olan Kaiser Wilhelm Anıt Kilisesi ikiye ayrılır: 1961 yılında tasarlanan ultra-modern yeni kilise ve onun yanında orjinal kalıntılarının çoğunu içeren 63 metrelik kule. İmparator Wilhelm’in onuruna 1895 yılında tamamlanan orjinal yapı 1943’te İkinci Dünya Savaşı sırasında tahrip edildi ancak kalıntıları yeniden kompleksin içine getirildi. Sonuç olarak artık bir savaş anıtı olarak hizmet veren önemli bir müze haline geldi. Rehberli turlar mevcuttur ve ziyaretçiler Pazar ayinlerine ve her hafta düzenlenen müzik etkinliklerine katılabilir.

Berlin Katedral Kilisesi

75 metre yüksekliğindeki kubbesi ve 1532’den kalma eski ziliyle ünlü olan Berlin Katedral Kilisesi 1905 yılında Frederick zamanından kalma daha eski bir katedralin çevresinde inşa edilmiştir. Barok tarzda inşa edilen bina Berlin’in en büyük kilisesidir. Üç ana bölüme kampüste Memorial Kilisesi, Vaftizhane ve Nuptial Kilisesi yer alır. Ziyaretçilerin önemli noktaları arsaında bronz kornişlerle süslü İmparatorluk Merdiveni, Alber Hertel’in tabloları, 16. yüzyıla ait yaklaşık 100 lahit yer alır. Katedralde birçok konser verildiğinden ziyaretinizi bu konser zamanlarına göre belirleyebilirsiniz. Vaktiniz varsa muhteşem manzaralar görmek için 270 adım merdivenli kubbeye tırmanabilirsiniz. İngilizce rehberli turlar mevcuttur.

Fransız Katedrali

Berlin Katedrali Kilisesi’nin muadili olarak da tanımlanabilecek Fransız Katedrali ilk olarak 1705 yılında Berlin’e yerleşen Fransız topluluk için inşa edilmiştir. 70 metrelik kulesi ve 40 metrelik tavanı  bulunan Katedral Berlin’in sayılı panoramik manzaralarından birini izleme imkanı da sunar. Kilisenin daha sonra yeniden tasarlanmış zemin katında Huguenot Müzesi bulunur ve burada Berlin’deki Fransızların tarihini gösteren sergiler yer alır.

Berlin Hayvanat Bahçesi

Berlin Hayvanat Bahçesi Almanya’nın en eski binası olup her yıl 3 milyondan fazla misafiri ağırlayan, Berlin’in en popüler cazibe merkezlerinden biridir. 1844 yılında kurulan ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tamamen yeniden inşa edilen bu modern hayvanat bahçesi  başarılı üreme ve bakım programlarıyla ün kazanmış durumda. Büyük açık hava mahallelerinde pandalar ve maymunlar da dahil olmak üzere 1600 türü temsilen 15000 den fazla hayvanın yer aldığı hayvanat bahçesine gelirseniz ana cazibe merkezi olan Berlin Akvaryumu’nu ziyaret etmeyin unutmayın. 1913 yılında nişa edilmiş bu tesiste resifler, köpekbalıkları, denizanası, tropikal balıklar, sürüngenler ve böcekler de olmak üzere 9000’den fazla canlı

Berlin Botanik Bahçesi ve Müzesi

Kraliyet Sarayı’nın orjinal mutfağına sebze yetiştirmek için 1679 yılında kurulan bahçe 19. yüzyılın sonunda dünyanın en büyük ve önemli botanik bahçelerinden biri haline geldi. 104 dönümlük arazide 2200 ağaç, şifalı bitkiler bölümü, tropikal bitkiler için 16 sera, bataklık bitkileri için gölet, bir bahçe restoranı ve iki milyondan fazla bitki hakkında bilgi içeren bir kütüphanesiyle Botanik Müzesi Berlin’in görülmeye değer cazibe merkezlerindendir.

Nikolai Bölgesi

Tarihi kent merkezi olarak kabul edilen Nikolai St. Nicholas Kilisesi, müzeler ve cafe-barlarıyla kentin en hareketli yerlerinden biridr. Yakın zamanda yeniden yapılandırmaya girip büyük bölümü yaya bölgesi ilan edilen bu mahalledenin dar sokaklarında ahşap el sanatları satan zanaat atölyeleri, restoran, kafe ve mağazalara da ev sahipliği yapar. 1760 yılında inşa edilen Efraim Sarayıyl a birlikte çeşitli eski evler, çeşmeler ziyaret edilebilir. Ayrıca Knoblauch Evi kentin zengin Yahudi tüccarlarının ve esnaflarının eski evlerini temsil etmektedir.

Grunewald Ormanı

Berlin gibi büyük bir şehir için şaşırtıcı bir şekilde 32 kilometrekarelik bir alanı kendi içinde orman olarak kalabilmiştir. Grunewald olarak bilinen bu orman meşe, kayın, çam, akasya ve kavak ağaçlarının yer aldığı doğal bir alandır ve içerisinde kuşlar, geyikler ve hatta yabani domuzlar da olmak üzere birçok yaban hayvana barınak sağlar. Çevresinde çeşitli göller bulunur ve bu göller su sporları ile yüzme için çeşitli fırsatlar sunmaktadır. İmparator Wilhelm döneminden kalma bir anıt olan Grunewald Kulesi, Avcılık Kulübü ve bir müze de ormanın içinde sadece rehberli turlara açık bir şekilde hizmet vermektedir.

Bilmeniz Gerekenler

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here